21.Yüzyılın Gül Ağaçları

Ceyhun İrgil

 

20.yüzyılı sevmedik.

Daha 20.yüzyıla ‘merhaba’ demeden parçalanma sürecinde bir imparotorluk ve ‘hasta adam’ın yurttaşlarıydık.Yedi düvelin boğazımıza çöktüğü yıllarda ‘ihanet ve ateş’ ile tanıştık.

Kimbilir kaç cephede ‘ulus olmanın’sancısı çektik. ‘Ya istiklal ya ölüm’denen yıllarda ‘güneşi’ tanıdık.Bu yüzyıldaki tek sevincimizdi.

 On yılda ‘Türkiye yarattık’ ve sonra ‘güneşimizi’ kaybettik. Koca bir yüzyılı ‘güneşe hasretle’geçirdik...

 ‘Dik bir omurganın çözemeyeceği sorun yoktur’ derdik başı önde bir ulus olmanın, eğilmenin yorgunluğunu hissettik...

Savaşlar dünyayı kasıp kavururken ‘süpürge tohumundan ekmek’ pekmezli çay ile katık edilirdi. ‘Yerli malı yurdun malıydı’. Paylaştıkça  çoğalır derlerdi. Onca yıl her cephede onurla direndik. Ama‘özü’ boşverip ‘ambalaja’, ‘markaya’ teslim olduk.  ‘Çanakkale geçilmez’ idi ama evlerimize , çocuklarımızın beyinlerine kadar girdiler.

Demokrasiyi istedik. Ama  nedense hoşgörüyü ve saygıyı esirgedik acımasızca...          

Şeytan taşlamaktan namaz kılmaya vakit kalmadı’.

Sonunda demokrasi bir ‘dem’ oldu birbirimizi ‘kırasıya’...

Bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olunmaz’ derdik. Dolma tüfek gibi her dolguya gelir olduk. Karanlığa küfretmekten aydınlığı tanımaz olduk. Karanlığa öyle alıştık ki ‘mum’ aramaz olduk.

Binlerce yıllık kültürümüzü bir yüzyılda unuttuk. Türkçemizi ‘türkçe derslerine’ , ruhumuzu ‘yedi düvele’ mahkum ettik.

Umut kalacağına emek kalsın’ der ‘emeğe’ inanırdık. Emeği küçümseyip çalışanı ‘enayi’ yerine koyar olduk. ‘Çalıya basmadan halıya basmanın’ umudu ile ‘yolunu bulmanın’ onursuzluğunu keşfettik.

Bilgi çağında ‘bilgi yoksulu’ kalınca cehalete , zarafetimizi ve inceliklerimizi yitirince ‘arabeske’ mahkum olduk. Duyarlılığımızı yitirdikçe ‘küntleştik’ ,  küntleştikçe ‘anlamaz’ olduk. Şiddetle beslenmeye, şiddetten zevk almaya başladık.

Yeni dünya düzeni kargaşasında,bu ormansı düzende bireyin zorluklarını, yaşamın acımasızlığını görüyoruz. Zorluklar ve zorunluluklar ne olursa olsun çarenin herşeye rağmen ‘BİZ’ olduğuna inanıyoruz.

.Kendimizi ve birbirimizi daha çok sevmeli,daha hoşgörülü olmalıyız.Kendimize inanmalı ve ‘kendimiz gibi’ olmalıyız.

Akıntıya karşı yüzen bir balık, kapalı kapıları yıkan bir koç olmak kötü bir şey değildir. Hayvanın böylesi insanın sürüngeninden iyidir...

Biz 20.yüzyılı sevmedik. Kan ve ateş ile yoğrulmuştu.

İnanıyoruz ki 21.yüzyıl daha güzel olacak. İnanıyoruz ki bu ülkenin çocuklarının yüzleri ve gözleri gülecek. İnanıyoruz ki bahçelerimiz güllerle dolacak...

’’İnanıyoruz ki siz de gülleri seversiniz.

Ama şunu bilin ki,

Gökyüzünden asla gül yağmayacak.

Eğer daha çok gülünüz olmasını istiyorsanız

Daha çok gül ağacı dikmelisiniz...’’

SAĞLIK VE DİLEKLERİNİZİN GERÇEKLEŞMESİ DİLEĞİYLE...

Yazarın Diğer Yazıları