Belediyecilik şehircilik değildir…

Ziya Güney

 

Planlamanın temelde ve tek amaç olarak “kamu yararı” için gerçekleştirilen bir çabalar bütünü olduğu bilinmektedir,

Ancak son dönem belediyeciliğinde her belediye meclisi toplantısında gündemlerin önemli bir bölümünü mevzii plan değişiklikleri teşkil etmekte yapılan değişikliklerde “kamu yararı” yerine “holding yararı” veya “kayırmacılığın” hakim olduğu görülmektedir.

Mesela, otogar, stadyum, SSK, okul, veya herhangi bir kamu yapısı atıl kaldığında veya mekan değişikliğine konu olduğunda bu “eski” alanlar hızla bir biçimde holdinglerin iş ve ticaret merkezlerine dönüştürülmektedir.

Şüphesiz bu el değiştirme kamu yapılarının mekan değiştirmeleri ile veya eski fonksiyonlarını kaybetmeleri ile de sınırlı değildir. Kamuya (merkezi idare ve belediyelere) ait kentin değerli yerlerindeki arsalar için de benzer durum söz konusudur.

Ulaşım, trafik, sosyal ve teknik alt yapı vs gibi kaygılar hiçbir biçimde gözetilmeden, “belediyeye kaynak sağlama” bahane/ gerekçesiyle belediye meclisindeki çoğunluk oylarıyla kentler için oldukça önemli mekânlar düşük fiyatlarla el değiştirmektedir.

Daha sonra yapılan plan değişiklikleri ile bu arsalara  gökdelenler,  AVM’ler ticaret merkezleri, rezidanslar, 5 yıldızlı oteller vs. inşa edilmektedir.

Bu şekilde bir taraftan kente ve kentlilere ait olan rantlar süratle el değiştirirken diğer taraftan da şehircilik ve planlama ilkeleri çiğnenmektedir.

Daha sonraki etapta ise bu bölgelerde sorun haline gelen başta ulaşım ve trafik olmak üzere teknik ve sosyal alt yapı hizmetlerini getirmek esasen imkanları sınırlı olan belediyelere düşmektedir.

Halk dili ile söylemek gerekirse sopanın ucundaki elma şekerini kamuya ait bu değerli arsaları kapatan ve/veya mevzii plan tadilatları ile kayrılanlar yemekte çöpü de belediyelere başka bir ifade ile o kentin hemşehrilerine kalmaktadır.

Hemen her büyük kentimizde birçok örnekleriniz gördüğümüz bu türden uygulamaların adına belediyecilik şehircilik demek mümkün müdür?

Kentimizde de bu türden birçok uygulamaya şahit olduğumuzu bugüne kadar gerek bu gerekse diğer zeminlerde dile getirmeye çalıştık.  Ancak bu anlayış ve uygulamaların aynen devam ettiğini üzülerek görmekteyiz.

Ülkemizde belediyecilik ve şehircilik alanında hiç şüphesiz önemli gelişmeler de mevcuttur.

Ancak bu gelişmeler bize bu türden rantların yağmalanmasını görmemizi engellememelidir. Bu konuda ufukta bir yasal düzenleme gözükmediğine göre kentlilerimizin bilinçlenerek kentlerine sahip çıkmaları ve sivil toplum kuruluşlarımıza önemli görevler düşmektedir.

Yazarın Diğer Yazıları