Bu tartışmalar önce Kent Konseyi’nde olmalıydı…

Erdem Saker

Geçen hafta Büyükşehir Belediye Meclisinde protestolu, tartışmalı, terkli bir oturumda Atatürk Stadyumu-Kapalı Spor Salonu-Liseden oluşan yapıların yıkılarak alanın Kent Meydanına dönüşümü karara bağlanıyor. Oturum açıldığında muhalefet meclis üyeleri salonu terk ediyor, gurup sözcüleri arasında meclis ortamına yakışmayan sert tartışmalar bir süre devam ediyor, gurup sözcülerinin de salonu terk etmesiyle sadece iktidar partisinin oylarıyla projenin uygulanması onaylanıyor.

Aslında uygulanması karar altına alınan bu oluşum, Bursa’nın  geçmişinden geleceğine uzanan ve de Bursalıların yaşamını yakından ilgilendiren çok önemli değişimleri içeriyor, bu nedenle gelişmiş demokrasilerde olduğu gibi, bu karar öncesinde projenin halk tarafından uzun uzun tartışılması, değişik açılardan ve değişik ortamlarda Bursalılar tarafından irdelenmesi, onların görüşlerinin belirlenmesi hem bu oluşumun sağlam temellere oturtulmasını sağlar, hem de uygulayıcının önünü açardı. Ben sizlere dev dünya kenti New York Ulaşım Master Planının onaylanma sürecini aktarmıştım, konunun iki yıl boyunca kentin dört bölgesinde tartışıldığını, son şeklini aldıktan sonra da halka sunulduğunu, ardından meclisten geçirildiğini bilginize sunmuştum, gene aynı sürecin, sadece New York’un değil, adeta bir dünya meydanı olan Times Meydanının yayalaştırılması için de işletildiğini…

Eğer Belediye Başkanımız Sayın Recep Altepe ve çalışma arkadaşları, projeyi önce Bursa Kent Konseyinde çeşitli çalışma gruplarında, ardından konsey meclisinde tartıştırıp görüşleri netleştirselerdi, bu tür Belediye Meclisi ortamına uymayan tartışmalar yaşanmazdı, kanısındayım, nitekim Bursa’nın geleceğinin adeta resmini çizen, 1/100000 ölçekli Çevre Düzeni Planının onaylanması için bu tür bir süreç izleterek ve de tarafların ortak oyunu sağlayarak Büyükşehir Belediye Meclisine onaylattılar.

Eğer böyle bir süreç işletilseydi, ben çocukluğumdan beri Bursa’da yaşamış bir Bursalı olarak, kentimiz tarihi ile bütünleşmiş stadyumumuzun yıkılmasına karşı çıkardım, evet Bursa’nın son 65 yılında Bursalılara, 19 Mayıs törenlerinden, spor etkinliklerine, Bursa’nın spor tarihine geçmiş Acar İdman Yurdu’na, Akın Spora, Güven Spora ev sahipliği yaparak kent tarihimizle bütünleşmiş bu değerimize sahip çıkılmasını savunurdum.

Gelin benim anılarımdaki Atatürk Stadyumu sayfalarına bakalım, stadyum 1950 yılında hizmete sokulduğunda ben ortaokul üçüncü sınıftaydım, babam bana bu stadyumu, 1945-1950 yılları arasında görev yapan Bursa Valisi Haşim İşcan tarafından nasıl yapıldığını anlatmıştı,  harbe girmese bile 2. Dünya Savaşı sonrasında ülkemizin de ekonomik olarak çok zor koşullar içinde olmasına rağmen Haşim İşcan’ın Bursa’ya, hala kullandığımız Devlet Hastanesini, Stadyumu ve bu gün Osmangazi Kaymakamlığı olarak kullanılan İlkokulu, görevde bulunduğu 5 yıl içinde kazandırdığını hep beraber yaşamıştık, o günün koşullarında her üç tesis te bu günün dev yatırımlarına bedeldi, çok sağlam ve güzel görüntülü olarak projelendirilmişti ki aradan geçen 65 yıla rağmen kendilerini hiç eskitmediler, tabii stadyumda daha sonraki yıllarda, bu güzellikler üzerine adeta kara çamur gibi yapışan eklentiler haricinde…

Eğer konu Kent Konseyi’ne gelseydi ben aşağıdaki önerimi yapar ve sonuna kadar savunurdum;

Stadyumun, ilk hizmete sokulduğu yıllarına ait fotoğraflarına bakılarak,  sonradan yapılan tüm ilaveler yıkılıp orijinal mimarisine kavuşturulmasını, çim saha etrafındaki atletizm pistinin tartan piste çevrilmesini, tüm kapıları sökülüp, oluşturulacak ve Kültür Park’la bütünleştirilecek Kent Meydanının, ‘Kültür ve Spor Meydanı’ olarak     kentimize kazandırılmasını ve de kentimiz yaşadıkça halka açık bir spor alanı olarak içinde yaşayanlara hizmet vermesini isterdim.   Belki bugün bu tarihi geçmiş 65 yılı kapsıyor, ama yıllar ilerledikçe 165, 265……yaşları kucaklayacak,  kent tarihinin kopmaz parçası olacak, tıpkı Roma’nın bugün 1940 yaşındaki Collesseum’u gibi, aslında hala bu şans kaçmış değil…

Yazarın Diğer Yazıları