Çifte Bayram

Güzin Abraş

 

Diyelim ki ; ben kapıyı çalıp bayramlaşmaya gelmiş, aslında hiç tanımadığınız komşu çocuğuyum.Bayramın son günü olduğuna aldırmadan ,kapıda beliren o yabancı küçük çocuğun edası ile kabul edin bayram kutlamalarımı. Bayram çocuğu kadar saf dileklerimi, siz de şekerliğinizdeki çikolatalar kadar cömertlikle dağıtın herkese… Çoğalsın iyilik böylece… 

Bayramlar çifter çifter olunca kutlamalar ve duygular da katmerleniyor.

Dilerim ki ; Kurban Bayramı dolayısıyla evinizin içini  misafirler için nasıl temizleyip, süslediyseniz,  yarın da dışını aynı heyecanla bayraklarla donatırsınız.

Dilerim ki :  başka milletlerin eteğini değil de,  4 gündür büyüklerimizin elini öpmemizi sağlayan  Cumhuriyetimizin  Bayramını günlük rutinlere kurban etmezsiniz.

Milli irade diyorsanız yolunuz Cumhuriyete çıkar.

Cumhuriyeti içinize sindirirseniz sizi demokrasiye götürür.

Demokrasiye gerçekten inanırsanız tam bağımsızlığa varırsınız.

Ve tam bağımsızlığın ulaştığı dorukta insanlık bayram etmektedir.

O bayram ki  ; dinin emirlerinin, toplumun adetinin, göreneğinin aynasıdır.

O bayram ki  ; bir elinde bayrak bir elinde pamuk şekeri ile yürütür çocuklarını yeni ayakkabıları ile yollarda.

O yollar ki ; bazen çamurdan patika,  bazen asfalt ve bazen halı serili uzunca.

O yollar ki ; inanarak çıkılmış. Duası ile  Kabe’ye, vatan sevgisi  ile Anıtkabir’e ulaşmış…

Yollar gibi sonsuz gönülden gönüle kurulan bağlar. 

Gönül ki  :  dini bayramı ile huzuru,  milli bayramı ile kıvancı aynı günlere sığdırmış.

Her gönül gibi özü çocukluğunda saklanmış.

Ben çocukluğumun bayram bahçesini istiyorum.

Ayva ağacının yapraklarını şemsiye sandığımız, gül fidanlarının şimşir çitlerle çevrili olduğu, alaca sarmaşığın pencereleri sardığı , elimizden kesme şeker yiyen karagözlü kuzuları okşadığımız, sevdiklerimizin ölümlerine henüz şahit olmadığımız, üzerinde teleferik resmi olan bir kasa gazoz, annelerin açtığı tepsi tepsi baklava, parmak parmak sarılmış dolmalar, hiç susmayan kapı zili ve çeyiz sandığından çıkma dantellerle donanmış odalardan içinde kırmızı balıkların yüzdüğü havuza  aksetmiş  mutluluk fotoğrafımızı istiyorum…

Ve ben aynı zamanda Cumhuriyet kutlamalarımı özlüyorum.

Aynı çocuğun Cumhuriyet  Bayramı için ezberlediği şiiri okurken ki görev aşkını, merasim yürüyüşünde vatan görevi yerine getiriyor olma duygusunu, törenlerin iptalinden endişelenip, yağmur yağmasın diye dua edişindeki saflığı, o gün için saçlarını daha özenle tararken aynada gördüğü kendine güveni, sonrasında öğretmeninden aldığı “aferin”in  verdiği başarma  sevincini bugün gibi hatırlıyorum. Tüm bunları yaşayarak büyüyen bizlerin bu içten  duyguları ve  öğrendiklerimizi hiç aklımızdan çıkarmamamızı diliyorum.

Yazarın Diğer Yazıları