Dünya Plastik Torba Kullanımı Yasaklama Yolunda

Erdem Saker

 

Dünya kentlerinde plastik torba kullanımı günlük yaşamın adeta kopmaz bir parçası ve de bu kentleri yöneten belediyelerin savaş alanının neredeyse merkezi. Yerküre üzerindeki birçok kent yönetimi, mağazaların her alanında kullanılan plastik torbaları yasaklıyor ve bu eylemin destekçisi sivil toplum örgütleri de bu yasaklamanın kapsamının genişletilmesini zorluyorlar.  Kentlerin kullanılmış plastik torbaların yok edilmesi için büyük meblağlar harcamaları gerektiğini, oysa bu paraların kent yaşamını güzelleştirecek başka alanlara sarf edilebileceğini tartışıyorlar. Plastik torbaların çevre üzerinde adeta bir küf tabakası oluşturmuşçasına, suların ve tüm doğal alanların kirlenmesinden, hayvanların ölümüne kadar etkili olduğu vurgulanıyor. Bu yasaklama sürecinin, hem bu yok oluş zararlarının ortadan kalkmasına, hem de kaynakların çok daha yararlı alanlarda kullanılabilmesine neden olacağı söyleniyor.

Plastik kirlenmenin bugün insanlığın karşı karşıya kaldığı birçok çevresel felaketlerle bağı olduğu, okyanusları kapladığı, çölleri alt üst ettiği, nehirleri ve barajları doldurduğu gözleniyor. Özellikle okyanuslarda oluşturdukları planktonlarla deniz canlılarının ölümüne sebep oluyorlar.

Fakat en büyük tahribat ekonomik, bu kirliliğin ortadan kaldırılmasının bedeli… İşte bu nedenle, dünyanın düzinelerce ülkesinde ve kentinde plastik torba kullanımı yasaklandı. Yasaklamayıp, zararlarını geri dönüşüm ve gömme işlemleriyle yok etmeye çalışan kentlerden, örneğin San Francisco yılda 8,5 milyon dolar harcıyor bu işe. Bangladesh ise, kullanım sonrası atıldığı tüm alt yapı sistemlerinin tıkanmasıyla büyük taşkın zararlarına uğraması sonucu plastik torba kullanımını yasaklıyor. Avrupa kentlerinin çoğunda da, geri dönüştürülen atıklarla, gübreye çevrilen nebati atıklar dışında kalanlar, özel enerji santrallarında yakılarak enerjiye dönüştürülür, atıkların yakılan bölümü içinde ağırlıklı olarak plastik torbalar yer alır ve bunların yakılması sonucu oluşan zehirli gazlar çok özel filtrelerle emilir, atmosfere bu gazlar bırakılmaz. Ancak bu hassas filtrelemenin bedeli yüksektir, tabii üretilen enerjinin de. Başkanlığım sürecinde bir ara ‘Avrupa Çöp Birliği Yönetim Kurulu’ üyeliğinde bulunmuştum ve katı atıkların, bu arada plastik torbaların yok edilmesine yönelik çözüm alternatiflerini, hem uzmanların bilgilerinden yararlanarak, hem de örnekleri yerinde görerek inceleme fırsatım olmuştu, örneğin kardeş şehrimiz Darmstad’ta, Viyana’da. Darmstad Belediye Başkanı elde ettikleri enerjinin yüksek maliyetinden çok şikayetçi idi ama çevreye zarar vermeme uğruna bu yükü taşımak zorunda olduklarını söylüyordu.   Bu örnekler, yakarak enerji elde etme alternatifini bizim ekonomik koşullarımızın kaldıramayacağını gösteriyordu ve biz, Almanya’nın Freiburg kentinde uygulanan, çöpü gömme ve gömü alanından çıkan metan gazını özel jeneratörlerde yakarak enerjiye çevirme yöntemini uygulamıştık. Tabii bu yöntemde plastik torbalar da gömülüyor ve çok uzun yıllar yok olmadan gömü alanında kalıyor.

İşte bu noktada, ya plastik torbaları yakarak yüksek maliyetli enerji elde etme yüküne katlanma veya kullanım sonrası atıklarının yıllar boyu yok olmamasını, suları, denizleri kirletmesini ve özellikle okyanuslardaki canlı yaşamı riske sokmayı kabullenme yerine, bunları hiç üretmeme ve de kullanmama alternatifi dünya gündemine oturuyor. Ancak, bu yasaklama nasıl uygulanacak? sorusu da gündemi işgal etmeye devam ediyor, bu anlamda çeşitli uygulamalar göze çarpıyor, örneğin İrlanda plastik torba kullanımına ek vergi uyguluyor, marketler her torba için ek bedel alıyor ki bu uygulama müşteriye yılda 30 dolara mal oluyor, Kaliforniya yönetimleri halkı torbaları tekrar kullanıma teşvik ediyor ama pek başarılı olamıyor, Washington D.C. ise plastik torbayı market girişinde satıyor.

Tüm bu tartışmalar ve uygulamalar plastik torbaların çevreye verdiği zararlar üzerine oturtuluyor, tartışmaların bir ucu, zararın okyanuslardaki balık yaşamını tehdit ettiğine dayanıyor, ancak bir başka tartışmada,  balık ağlarının da balık ölümlerine neden olduğunu ileri sürerek neden sadece plastik torbalar öne çıkarılıyor, deniyor.

Tartışmaların bir başka yönü de, plastik torbaların üretiminde ve yok edilmesinde harcanan enerji maliyetleri üzerinde ağırlaşıyor, yasaklamaların ise devletin özel sektör üzerine bu maliyetleri yüklemesi olarak kabul ediliyor.

Bunlar okurken kafanızda, bizim bu kadar sorunumuz varken, plastik torbaların çevreye verdiği, vereceği zararları mı düşüneceğim, sorularının dolaştığını duyar gibiyim, ama arada sırada hava sıcaklığının normallerin üzerine çıktığındaki yakınmalarımızı, yağışların azalması sonucu susuzluk çektiğimizi, kuraklığın tarımdaki verimsizliklere neden olmasını hatırlamamızda yarar olacağını düşünüyorum.

Ve diyorum ki, gerek üreticiler olarak, gerek birey olarak bizler kendimize düşeni yapalım,  aslında tekrar kullanılabilir torbalar bizde de üretiliyor, elimize geçenleri biz de tekrar kullanalım, örneğin markete elimizde bu tür torba ile gidelim, aldıklarımızı kendi torbamıza koyalım. Bakın böyle yapanlar var dünya ülkelerinde, Çin’de, Meksika’da, Hindistan’da, birçok Afrika ve Avrupa ülkesinde kentliler tek kullanımlı torbalardan vazgeçtiler, gelin biz de onlara katılalım, gerçi Türkiye olarak bunu kendimize dert etmesek bile, gene de yok etme yolunda harcanacak paralarımızı, okullara, yollara, parklara vb. harcayalım,

Bu vesile ile tüm okurlarımın bayramını kutlarım,

Yazarın Diğer Yazıları