Gezek Sohbetlerinde Gündem

Sabri Erdem

 

Gezek’lerden   bir çok kez bahsettik  yazılarımızda..

 Bursa kültüründeki yerini,

 Yüzyıllara dayanan geçmişini konu ettik..

 Tarifini yaparken, SAZ  yanında  SÖZ  kısmının da olduğunu,

 Musikinin o eşsiz tadı ile gönüller ferahlarken,

 Sohbetin de, gezek dostlarına katkısının  küçümsenmemesi gerektiğini anlattık…

                  x                             x                         x

Yaklaşık  bir hafta önce ABD’nin Newtown kentinde yaşanan olay tüm dünyanın kanını dondurdu..

Gerçi buna benzer  hatta  daha bile acımasızları , Güney Afrika’da, Afganistan’da, Filistin’de  yıllardır  yaşanıyor ama, yine de  katledilen minicik  bedenlerin  insan olana  verdiği acı,  hiçbir kıyaslamaya yer bırakmıyor…

Sapık bir beyin ve  ruhunu kaybetmiş bir beden, acıların en büyüğünü tattırabiliyor insana..

Hayallerin en güzelinin içine koyduğun yavrun, ne olduğu anlaşılamayan bir yaratığın kurbanı oluyor…Yirmi minik beden, yedi de yetişkin…Tam yirmi yedi kişi…

Nedeni hala çözülebilmiş değil, ama ateş yakıyor düştüğü yeri...

Bu acıyı hissedebilmek için anne, baba bile olmaya gerek yok sanırım…

Olaydan sonra ABD’de silah satışının yasaklanıp yasaklanmaması tartışması yeniden gündeme gelmiş..

Yazık !

Öldürmek için, silah bir araç olarak kullanılıyor sadece…

Oysa, silahın tetiğini çeken ise bir insan..

Bu yüzden, tetiği çekme talimatını veren sapık  beynin sağlam, ruhsuz  kalbin  sevgiyle  dolu olması gerek.

                  x                            x                        x

Bu haftaki gezek sohbetinde  Mustafa Güleç’in de konusu bu oldu…

“Televizyon tamircisi, bir arıza için dostlarının evine gider. Televizyonun arka kapağını açtığında  içinin ekmek kırıntıları ile dolu olduğunu görür. Sorun belli olmuştur ve bunu kimin yaptığını tahmin etmek de güç değildir. Gözler, evin dört yaşındaki yaramaz kızına çevrilir..

Böyle bir durumda pek çok ailede gösterilen ilk tepki, genellikle öfkeli bir davranıştır.

Aşırı gidenler olursa, belki  çocuk sopa bile yiyebilir.

Fakat bu olayda anne öyle yapmaz.. Çocuğu ile konuşmayı dener ve çocuğun son derece sakin tavırlı anlatımı sonunda, hüngür hüngür ağlamaya başlar..

Meğer, çocuk televizyon ekranında Afrika’daki aç ve çaresiz çocukları gördükçe, onları doyurmak için mutfaktan ekmek alıp TV nin açık bulduğu arka kapağındaki deliklerden içeri atıyormuş..”

Bu öyküden sonra çıkarılacak dersler de olmalıydı herkes için…

Eğer bir çocuk, kavga ve gürültü içinde yaşarsa ; Kavgacılık  öğrenir..

Eğer bir çocuk, kıskançlık içinde yaşarsa ; Nefret etmeyi öğrenir..

Eğer bir çocuk, övmeyi bilen insanlarla beraber yaşarsa; Başkalarını da takdir etmeyi öğrenir..

Eğer bir çocuk, dürüst hareket eden insanlar içinde yaşarsa; Adaletin ne olduğunu öğrenir..

Eğer bir çocuk, açık kalpli, güler yüzlü ve anlayışlı insanlar arasında yaşarsa; Dünyanın gerçekten yaşamaya değer, güzel bir yer olduğunu öğrenir…

Eğer bir çocuk, sevgi ve saygı içinde  yaşarsa; Sevmeyi ve saymayı öğrenir…

Çünkü;

Çocuklar donmamış beton gibidir.. Üzerine ne düşerse onun izi kalır..

Ailelerin de , toplumların da geleceği çocuklarıdır..

Bu yüzden de dünyanın en önemli işi; Topluma faydalı çocuklar yetiştirmektir..

                       x                             x                          x      

Evet bir gezek sohbetinde aldığımız ders buydu bu hafta..

Her hafta farklı bir konu paylaşıldığı gibi, bu hafta da dünya gündemindeki vahşetten yola çıkılıp, çocuklarımız  adına düşünmemiz gerekenler hatırlatılmıştı..

Atalarımız ne de güzel demişler…

“Anlayana sivri sinek saz; Anlamayana davul zurna az..”

Yazarın Diğer Yazıları