‘MARKA KENT’ Olmak İstiyorsak, Kentimizin Değerlerine sahip çıkalım…

Erdem Saker

 

MARKA KENT’ Olmak İstiyorsak,

 Kentimizin Değerlerine sahip çıkalım…

Bursa Teknik Üniversitesi’nin 2012/2013 öğretim yılı için yol boylarına astığı Reklam Panoları(!) mutlaka dikkatinizi çekmiştir, sizi bilmem ama bana, dikkatim ötesinde iç sızlaması yarattı, aslında Üniversitemizin her adının geçmesi aynı duyguyu yaşatıyor, hele panolardaki, bu yıl kayıt yapılacak branşların başında, ‘Makine Mühendisliği Lisans ve Lisansüstü’ gurubunun yer alması bu sızıyı acıya dönüştürdü. Peki, ne var bunda? dediğinizi duyar gibiyim…

Evet çok şey var, ders alınması gerekli çok şey, şöyle;

Geçen dönemde Merinos Fabrikasının yıkılıp yerine Kongre Kültür Merkezi yapımı yolunda karar alındığında, Uludağ Üniversitesi’nden Prof. ALİ CEYLAN ve ben Ekohaber’deki köşelerimizde, ‘yapmayın,cumhuriyet tarihimizin sanayi simgelerinden biri olan bu değerimizi yok etmeyin, gelin çok küçük para sarflarıyla Merinos Fabrikası’nın sağlam ve de mimari özellikleriyle çok uygun olan yapılarını tadil ederek,  kurulması planlanan Bursa Teknik Üniversitesi’ni burada kurun,hem de Merinos adını yaşatarak, ‘Merinos Teknik Üniversitesi’diye adeta yalvarmıştık, ne yazık ki hiç kimseden ses çıkmadı, Bursalılar bu çok değerli tarih hazinelerine sahip çıkmadılar ve sonuçta o muhteşem varlığımız, gözlerimizin önünde yıkılıp yok edildi, yerine  şimdi herkesin öğündüğü Kongre Kültür Merkezi yapıldı ve Bursa Teknik Üniversitesi ise halen Göçebe Üniversite statüsünde eğitim sistemini oturtmaya çalışıyor, reklamlarla öğrenci topluyor

Bakın her vesile ile tekrarladığım bir örneği hatırlatacağım, Roma Belediye Meclisi hala Roma İmparatorluğu’nun Senatosunun toplandığı salonda toplanır, Belediye Başkanı da Jules Cesar’ın oturduğu koltukta oturarak Meclisi yönetir, evet ‘Roma bir Marka Kent’tir…

İşte bu hatırlatmaları sizin ve kentimizi yönetenlerin, belki ders çıkarılır, umuduyla önünüze seriyorum ve de iki dönemdir Büyükşehir Belediye Başkanlarımızın gündemini dolduran Atatürk Stadyumumuzun geleceği yolunda yanlış adımlar atılmaması dileğimle aşağıdaki bilgileri değerlendirmenize sunuyorum.

Bu değerimizin geleceğine yönelik süreç rahmetli Hikmet Şahin döneminde başladı, stadyumun yıkılıp yerine AVM yapılması planlandı, ama nasılsa Bursa Halkı bu büyük yanlışın farkına vardı, tepkisini açıkça ortaya koydu ve konu gündemden düştü.

Ardından Recep Altepe dönemi projeleri içinde konu yeniden yer aldı, belki konuyu tekrar kentimizin gündemine sokan, Bursaspor’un şampiyonluğu ve UEFA müsabakalarına katılım süreci oldu. Bu defa,  stadyumunun ve çevresindeki diğer spor tesislerinin yıkılıp, yerine 40bin seyirci kapasiteli yeni stadyum yapılması imkanları araştırıldı, ancak bu oluşumun çeşitli yönleriyle kent düzeni üzerinde doğuracağı negatif etkiler ağır bastı ve UEFA standartlarında, büyük kapasiteli bir stadyum yapımı için kollar sıvandı.

Sonuçta, çeşitli yönleriyle eleştirilmesine rağmen, Nilüfer Vadisinde yeni stadyum yapımına başlandı, başlandı da, bu defa ‘eskisi ne olacak?’ sorusunun cevabı aranır oldu. İşte bu sorunun cevabı aranırken yukarda yazdıklarım ve de aşağıda aktaracaklarım tekrar, tekrar okunmalı, eller vicdanlara konmalı ve bir tarih değerimizin yok oluşuna izin verilmemeli…

 Anladığımız kadarıyla, yukarıdaki sorunun cevabına yönelik olmak üzere Sayın Başkan Recep Altepe, Bursalıların stadın yerinde farklı bir yapılaşmaya karşı oldukları bilinciyle stadyumu yıkıp, alanını Altıparmak Meydanının yeniden düzenlenmesinde kullanmak üzere yeni bir proje geliştiriyor…

Ben,  yapıldığı yılları yaşayan bir Bursalı olarak,  Atatürk Stadyumu’nun Bursa’nın tarihi bir değeri olduğuna ve de Bursa yaşadıkça yaşatılması gereğine inanıyorum, bu inancımı aşağıdaki bilgiler üzerine oturtuyorum.

Benim yaşımdakiler bilir, 1946’lara kadar aynı bölgede, doğu-batı istikametinde bir futbol alanı vardı. Rahmetli Haşim İşcan Bursa Valiliği görevini sürdürdüğü süreç içinde(1946-1950), çok kısıtlı mali imkanlar içinde, Bursa için, hala hayati önem taşıyan çok kalıcı eserler kazandırdı kentimize, Devlet Hastanesi-Atatürk Stadyumu-Haşim İşcan İlkokulu (ki sonraları Uludağ Üniversitesinin ilk adımı orada atıldı, şimdi Osmangazi Kaymakamlığı olarak kullanılıyor,)-Kırkpınarlar Suyu (ki musluklarımızdan akan su içinde, 1985’te Doğancı sistemi devreye girene kadar ana su kaynağımız idi, halen de musluklarımızdan akıyor) Bu tesislerin ortak özelliği, Bursa kenti var olduğu sürece hizmet edecek sağlamlıkta olması, yapıların mimari tarzının ise, kent yaşamının her döneminde hizmet vermeye uygun olmaları, tıpkı camilerimiz gibi, tıpkı Pınarbaşı suyumuz gibi…

İşte Atatürk Stadyumu bu temel özelliklere sahip olarak, İkinci Dünya Harbi sonrası yaşanan mali imkansızlıklar içinde ve fakat bu gün dahi geçerli olan standartlara uygun olarak, kuzey-güney istikametinde inşa edildi, içindeki atletizm pistiyle, belki küçük ve fakat şık kapalı ve açık tribünleriyle 1950’de hizmet vermeye başladı. Benim ve yaşıtlarımın anılarında, 19 Mayıs Törenlerinin, Akınspor, Acar İdman Yurdu maçlarının silinmez görüntüleri yer alır, örneğin bir Akınspor-Galatasaray özel maçında ilk defa Turgay Şeren’i izlemiştik, gencecik kalecinin harika kurtarışlarıyla heyecanlanmıştık, benim gibi o günden bu güne, Bursa’da yaşamış herkesin anılarının yaşam alanı…

Ancak bu güzel tesis sonraları, kapasite artımı amaçlı ve fakat‘Gecekondu Yöntemli’ uygulamalarla bugünkü görüntülerine dönüştü. Büyükşehir Belediyemizin yeni stadyum yapımını,  Atatürk Stadyumu için, öze dönüşte bir şans olarak görüyorum, tabii Recep Altepe Yönetiminin bu şansı kullanmayı kabullenmeleri kaydıyla…

Gelin diyorum, önce stadyumu özüne döndürün, sonradan yapılan tüm ilaveleri yıkın atın, 1950’leri kapalı/açık tribünlerini asıllarına uygun restore edin, atletizm pistinde bozulmalar varsa yenileyin, yapılışındaki o mütevazi ve asil güzelliğine kavuşturun, 

Ve de açılışındaki güzellikleriyle,  amatör spor kulüplerinin, futbol ve atletizm idmanlarına, müsabakalarına sunun,

Stadın kapılarını halka açın, Kültürpark’la bütünleştirin,Kültürpark’ı Bursa’nın Sanat ve Spor Parkı haline dönüştürün, sanat deyince, birçok dünya kentinde izlediğimiz, ünlü sanatçıların konserlerini stadyumda yapın ve onbinlere bu coşkuyu tattırın,

Bugün 60 yaşını aşmış olan Stadyumumuzu gelecek nesillerimize sunun ve de daha yüzlerce yıl ayakta durabilmesi kapılarını açın,

Velhasıl, ATATÜRK STADYIUMU’NU Marka Kent Bursa’nın tarihi ile bütünleştirin ve desizler de, Bursa’yı yönetenler ve Bursalılar, tarihe geçin…

Yazarın Diğer Yazıları