Ne Yazık ki Güç Yetmiyor-Bağlantı Yolu

Sabri Erdem

 

 “Yıldırım’ın tek alternatifi Samanlı bağlantı yoludur.”

    Kim söylüyor bunu?

    Bursa Büyükşehir Belediyesi..

    Kime söylüyor?

    Tüm Bursa’lılara.. Özellikle de medya mensuplarına..

    Ne zaman ve nasıl?

    30 Temmuz 2012 tarihinde ve Basın Bülteni yoluyla…

    Ve;

    Bunun karşıtı olanları, yolu engellemeye çalışanları da “Saçmalamak – Hezeyan” ile suçlayarak hem de…

    Biraz gerilere gittim…

    Meğer ben , Kasım 2009 da “saçmalamaya” başlamışım bu konuda..

    “Bağlantı Yolu” başlıklı yazıma;

    “Benim sadık yârim kara topraktır” diyen Aşık Veysel gibi, toprağın çoğumuz için “yar” olduğunu, “dost” olduğunu, “vazgeçilmezi” olduğunu yazarak başlamışım…

    Şimdi de devam edelim kaldığımız yerden…

    Büyükşehir Belediyesi, bildirisinde “Önce İnsan” ilkesi ile hareket ettiklerini belirtmiş..

    İyi de yapmış…

    Bu yola çıkanların “başka bir ilkesi” olmamalı zaten…

    Ancak insanlara hizmet ederken, bugünü kurtarmak adına geleceği yok etmemek gerek, diye düşünüyorum..

    Önceleri Kazıklı-Otosansit ara bağlantı yolu olarak gündeme gelen yol, köylülerin yoğun tepkileri sonucu, belki biraz da yolu kısaltmış olma bahanesiyle imar plan değişikliklerine gidilerek İsmetiye-Samanlı  güzergahına çevrilmiş ve inşaatı devam etmekte..

    Başkanın,  Arabayatağı, Ulus ve Çınar mahallelerinin muhtarlarını kabulde, olumlu yönde gündeme gelen konu, tarlalarından yolgeçen köylülerle gündeme getirildiğinde, tepki ne olur, aslında yaşayıp görmek gerek…

    Sayın başkan, gündemlerindeki en önemli sorunun ulaşım olduğunu söylerken,  kesinlikle doğru bir teşhis yapmakta..

     Ancak değişik nedenlerle (sanayi başta olmak üzere) yoğun göç alan Bursa’nın ulaşım sorununa,  geleceğin hesabını yapmadan, çevreyi korumayı düşünmeden, şehir içi trafik akışı ve taşımacılığında günün modern çözümlerine yönelmeden,  sadece yol yapmak suretiyle günlük çözüm bulmaya çalışmak, bu işin uzmanı olunmadığını gösterir.

    Geçenlerde izlediğim bir toplantıda,

    “Dünya nüfusunun çoğunluğunu oluşturan Çin ve Hindistan gibi ülkelerin yaşam seviyesi düşük halkının, dünya tüketim ortalamasına uygun  harcamalara yöneldiği varsayıldığında (ki bu çok uzun bir süre almayacak), insanların ihtiyaçlarını karşılamak mümkün olmayacak” diyen uzman, en önemli üretim aracı olan toprağın öneminden bahsederken, bana göre yerden göğe haklıydı..      

   Dünya için toprak önemli de, ülkem için, kentim için değil mi?

   Gerek duyulduğunda marketlerde satılmıyor  toprak..

   Var olabilmesi için bugün adına mücadele edilmeye çalışılan topraklar, 35-40 yıl öncesine oranla yarıdan bile daha az kaldı..

   Toprağında gezerken ayak bileğinize kadar battığınız verimli tarlalarda yetişen sebzeler hatıralarda kaldı.. Yetişmiyor artık…

    Tozlu bedenleri arıtmak için yüzülen kanal boyları, sanayicinin pisliğini arıtmaktan,  yanına yaklaşılmaz bir hal aldı…

    Nerdeyse elinizi bastırsanız suyun fışkırdığı topraklarda, artezyen kuyusu açmak için yüz metrelerin altına inmek gerekiyor artık..

    Hala  eski yiğitliğine söz söyletmemeye çalışan  elde kalmış  bir avuç toprağı, kutsal bir emanet gibi korumamız gerekirken, biz yok etmenin yollarını arıyoruz..

    Hem de “önce insan” diyerek..

    Hem de, yapılacak yolun çevresinde oluşacak yerleşim merkezlerinin tahribatını düşünmeden….(Yoksa yapılacak  plan ve programlarla  burada bir yapılaşmaya müsaade edilmeyecek mi? Buna gücünüz yeter mi?)

    Hem de, atalarından kalan toprakları parçalanmış, istimlak edilmiş köylülerin hissettiklerini önemsemeden,

    Hem de, o yol üzerinden geçecek  binlerce  aracın püskürttüğü zehirlerin, kalan çevre tarlalarda yetişmeye çalışan meyvelerin üzerine sineceğinin hesabını yapmadan,

    Hem de, artmasını  hükümet  politikası haline getirdiğimiz nüfusumuza karşı sorumluluğumuzun(üretim alanlarını ellerinden alarak)  bilincinde olmadan…  

    Bu yüzden diyoruz ki;

     Keşke biz saçmalayanların gücü yetse de, bu ve bunun gibi oluşumları durdurabilsek… 

    02.AĞUSTOS.2012

    PERŞEMBE

Yazarın Diğer Yazıları