Şu Dünyanın Haline Bak

Sabri Erdem

 

 Dünyanın bin bir hali var derler..

 Her birey, hatta her canlı ayrı bir dünya..

 Teknolojinin de yardımıyla küçüldüğünü düşündüğümüz dünyamızın, aslında ne kadar karmaşık ve büyük olduğunu da her geçen gün farkına varıyoruz..

 Geçmişte insanların en yakın çevreleriyle  algılayabildikleri , sade ve dar dünyaları,

 Bugün, okyanuslar  ötesi sınır tanımayan  bir ölçüde  hissediliyor…

 Sadelikten  uzak, hızlı ve karmaşık bir yaşam, insanların duygularında ve davranışlarında şekilleniyor..

  “Bilgi toplumu oldunuz da, duygu toplumu olmanıza megabaytlarınız mı yetmiyor?” diye sorarken büyük usta Müşfik Kenter, kendisi  dünyaya veda etmeden önce bizleri de  uyarmayı ihmal etmiyordu..

  Uyarıyordu, çünkü her geçen gün bir şeylerin yok olduğunun  farkındaydı…

  Bir selamın  çok görüldüğü,

  Bir tebessümün kıskanıldığı,

  Uzanan bir dost elinin  zor bulunduğu günümüzde,

  Bütün dünyayı ezberlemişsin ne çıkar..

  Ulaşamadığın hiçbir bilgi kalmamış, kime ne ?

  Üstat Can Yücel “Güne gülümseyerek başlamak bayramdır.” dese de,

  Bayramın ne olduğunu bilen, yaşamın  her anında bayramın tadını bulabilen, böylesi bir yüce gönüle sahip   kaç kişi  kaldı   çevremizde ?  

  “Biz”  yerine  “Ben”  demenin  koşar adım önde gittiği günümüzde,

  Duyguların en güzeli ve güçlüsü olan  “Sevgi” yi, insanı yücelten  “Hoşgörü” yü, yüzümüzü taçlandıran “Tebessüm”ü  arar olduk ne yazık..

  Bırakın insani bir görev olarak kabullenmeyi,

  Bedelli çalıştığı işi gereği bile yüzü gülmüyor çalışanın..

  Verdiğiniz bir selam dikkate alınmıyor,  karşılık görmüyor,

 ”Selam verdim, rüşvet değil diye almadılar” diyerek  şikayet eden  Fuzuli’yi  desteklercesine..

   İster  devlet  kapısında işiniz olsun, ister dışardan verin örneği..

   Selamı bıraktık, itilip kakılması, davranış biçimi, kullanılan dil üzüyor insanı..

   Ölen teröriste  ağlamanın bile insanlık ölçüsü yapılmaya çalışıldığı günümüzde,

   Sıradan insanlar,  öncelikle  insanca  davranışı göstermeliler birbirlerine..

   Herkes bir Aleks olmasa da,

   İnsan olması , değer  görmesi için yeterli bir gerekçe olmalıdır..

   Yoksa;

   “Dostluğu klavyelerinde, yaşamı monitörlerinde arayanlar, size sesleniyorum!” diyen Müşfik Kenter’in ne demek istediğini algılamamış oluruz…

Yazarın Diğer Yazıları