Türk Sineması Yüzüncü Yılında

Kubilay Aydın

Yakın geçmişimize şöyle bir baktığımızda toplumsal değişimlere geçiş süreçlerini etkileyen dört önemli olgudan bahsedebiliriz, radyo, sinema, televizyon ve internet.

 

Bizler televizyon öncesi dönemi yaşama şansına sahip olduk. Şans diyorum çünkü televizyon öncesi dönemin insan ilişkilerinin sıcaklığını bugün bile özlemle anmaktayız.

O dönemlerde ayda birkaç gün gerçek ya da hayal ürünü başka hayatları Beyaz Perdede izlerdik. Gülerdik, hüzünlenirdik, bazen ağladık ama en nihayetinde eğlenirdik.

O dönemin çocuklarına belki de bu yüzden biraz duygusallık sindi. Olur olmaz zamanlarda olur olmaz kişilere gönül verdiler ya da dünyayı kurtarmaya talip oldular.

 

Sinema zaman zaman bizi düşündürdü de. Örneğin etrafımızdaki karaktersizleri sinemadaki karakterler sayesinde fark edebildik.

Onca film arasında rahmetli Kemal Sunal’ın Zübük tiplemesi en çarpıcı örnektir.

Yeteri kadar ciddiye alamadık ki bugün o karakterler ne yazık ki en tepe noktaları işgal etmiş durumdalar ve kaderimizi belirlemekteler.

 

Aslında Zübüklük sadece siyasetçiye özgü değildir, bazen Avukat, bazen sanayici, bazen mühendis ya da başka mesleklerin içinden de çıkabilir.

 

Zübükler sadece muhafazakarlık kisvesinde çıkmıyor ortaya, çağdaş görünümlü Zübükler de o kadar çok ki. Çünkü Zübüklüğün ideolojisi olmaz hatta cinsiyeti de olmaz.

Ama bir tek ortak özellikleri vardır çıkarları için herkesi kullanabilirler. Dönemsel, günlük hatta bazen de gecelik.

 

Türk sinemasının yüzüncü yılı nedenli derneğimiz tarafından gerçekleştirilen gecemiz gerek katılım, gerekse içerik açısından çok verimli ve bir o kadar keyifliydi.

Emeği geçen herkese teşekkürler.

Yazarın Diğer Yazıları